Ni no Kuni II: Revenant Kingdom

maxresdefault (1).jpgSon zamanlarda çok güzel oyunlar çıktı, ve ben hemen hemen oynadığım her oyunu bitirmeden bırakamadım. Her ne kadar çoğu ‘ortalamanın biraz üstü’ sayılan oyunlar olsa da, insan sonunu görmeden bırakmak istemiyor. Ni no Kuni 2 böyle değil ama. Ni no Kuni 2 sizi içine çektiği andan itibaren bir an bile kopamadığınız masalsı bir rüya. Geçen hafta neredeyse bütün boş vaktimi bu oyuna verdim, ve rüyalarımda bile Evermore Krallığı’nın gelişmesi için canla başla çalışıyordum. Oyun çok sevdiğim başka bir oyun serisi olan Suikoden ile bazı yönlerden benzeşiyor, bu yüzden henüz yazıma başlamamış olsam da şimdiden iki oyunu sık sık kıyaslayacağımı söyleyeyim. Okumaya devam et

Reklamlar

Danganronpa/Zero Bölüm 9

33axkat

Madarai bir neticeye vardı. O not defterinde gizemli bir şeyler yatıyordu.

Evet, öyle olmalı. Önsezi diye bir şey olamaz. Yakalandığında başına kötü şeyler geleceğini bile bile ısrarla o not defterine bir şeyler karalıyor — bu demektir ki sırrı o defterde saklı. Madarai avının sırrının ne olduğunu tahmin edemiyordu, ama avının bir sırrı olduğundan emindi.

— Bu demek oluyor ki, eğer o defteri elinden kaparsam her şey istediğim gibi olacak. Okumaya devam et

Danganronpa/Zero Bölüm 8

33axkat

— Geleceği görmek?

Sanırım şu an tam da bunu düşünüyor olmalı, fakat öyle bir şey yok, elbette. Hayır yani, muhtemelen dünyada bir yerlerde böyle bir şey vardır – en azından, ben bazen rüyaların bir anlamı olduğunu düşünmek isterim – ama böyle klişe bir gücün böyle tehlikeli bir durumda benim içimde ortaya çıkması kadar saçma bir şey olamaz… Yani sonuçta, bu bir çizgiroman değil.

Hayır yani, önsezi gibi olağandışı bir şey değil bu —

Bunlar sadece tahmin. Okumaya devam et

Danganronpa/Zero Bölüm 7

33axkat

Ishhiki Madarai koşarken kendi kendine fısıldadı, “Bu, gerçekten tuhaf bir kız”.

Dikkatli olmadığı için değil, tam aksine – tam da bu nedenle altedildi. Davranışlarından onun böyle kaçacağını tahmin edemezdi, fakat, geç anlasa da; kaçmasının çok doğal bir hareket olduğunu fark etti.

Köşeye sıkışmış bir fare kediyi ısırır, ya da deyimde böyle der. Fakat gerçekte, bir kediyi ısıracak bir fare bulmak çok zordur. Ciddi şekilde yaralandıklarında, zar zor hareket edebilirken, ve tamamen köşeye kıstırıldıklarında bile, bir farenin ilk düşüncesi yine de kaçmaya çalışmak olacaktır.

Bu farenin doğasıdır çünkü.

Ve topuklayıp kaçan bir kız da aynıdır. Diğer bir deyişle, kaçmak onun doğasında var. Okumaya devam et

Durum Raporu

Çevirileri takip edenler, oyun incelemeleri için burada bulunanlar veya blogla hiçbir alakası olmayanlar, hepinize merhabalar. Bugün gelen 6. bölümün son sayfası ile birlikte 1 yılı aşkın süredir ara verdiğim çevirilerime geri dönmüş bulundum. Bunun için ufak bir özür borçluyum sanırım, ama çeşitli badireler atlattım ve imkanlarım çevirilere yoğunlaşmama izin vermedi.

Bu durum raporu, o süre zarfında neler yaptığımın özeti gibi olacak, o yüzden isteyenler kalıp hikayemi dinleyebilir. Ha unutmadan çevirilerde 12. bölüm bitmiş durumda, ama bunları dijital ortamda değil de kağıt üzerinde yazdığım için hemen gelmeyecekler, fırsat buldukça pcme aktarıp bloguma yükleyeceğim, ama çok uzun süre bekleteceğimi sanmıyorum. Okumaya devam et

Danganronpa/Zero Bölüm 6C

33axkat.pngNot: Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hatta bir önceki kısımdan son cümleyi de hatırlatma amaçlı ekliyorum.

Evet evet, kaçıp kurtulmalıyım!

Sonunda bu basit kanıya varınca, hemen diğer tarafa döndüm, tüm gücümle yerden kuvvet alıp, tehlikeden kurtulmak için koşmaya başladım.

Neredeyse hemencecik, kendimi Enoshima-san ile kafa kafaya çarpışır buldum.

“Nasıl – ?!”

Kıçımın üstüne düştüm. Öyle sert yere çarptı ki tüm bedenim bir anda uyuştu sanki. Yukarı baktığımda, Enoshima-san yolda oturmuş, önümü kesiyordu. Haraket ettiğini bile görmemiştim, ama ben daha koşmaya bile başlamadan arkamda belirmişti.

Okumaya devam et